Susmam gerektiği yerde susamamak gibi ciddi bir tavrım var. Bunu ne yaparsam yapayım ya da konu ne olursa olsun üstümden atamıyorum. Hayatla, kendimle ya da insanlarla olan kavgalarımda bu hep ortada. Biri gelir, değer verirsin ama senin ona verdiğin değer, onun beş para etmez bir insan olduğu gerçeğini değiştirmez. Gülüp, geçemezsin. Geçmek istesen inadına üstüne gelir ve çarpar sana. Gidemediği içindir tüm ezikliği. Mutsuz insanlar böyledir. Mutsuz insanlar girdiğinde hayatına, kendi kocaman mutsuzlukları, senin mutluluğunu örter bir anda. Yanan tüm ışıklarını kaplayacak kadar karanlıkları vardır onların. Ve sen karanlıktan, yalnızlık kadar nefret ediyorsan ama kaçamıyorsan, büyük bir sorun var demektir.
Hiçbir şarkı ya da kitap, senin duygularını anlatmaya yetmez artık. Hayallerin her gün değişir. Mutlu hayallerini unutursun, mutsuz hayallerden de kaçmak için, her gün yeni hayaller kurmaya çalışırsın. Mutsuz insan bunun ondan bir kaçış olduğunu anlamayacak kadar bencildir, dengesiz sanır seni, dengelenirsin. Mutsuz insanlar, kendi gidişleriyle seni depresyon ve çöküntüye soktuklarını zannederler. Oysa sorun değildir. Zaten seni etkileyen şey o insanlara baktığında, onun dışında herkesi görebiliyor olmandır.
Sonra bir gün gelir, mutsuzun mutsuzluğu seni mutlu etmeye başlar. O kadar kafa karışıklığının arasında mutluluk yerine suçluluk duygusunu bulmaları tesadüf değil olsa olsa suçüstü olur, mutsuzlar için. Yakalanırlar, kaçamazlar. Bu bir insanın, diğerine vereceği en ağır cezadır ama, sen kurtulmuşsundur, sonsuz mutsuzluktan.
Bir terazi tüm dengeleri ile alır seni kollarına. Bir tarafa kendini koyar, bir tarafa seni. Fazlalıklarından kurtulmak için, önce kendi dengeni sağlamalısın der. Işıkları kapatır, konuşmaya ve sevişmeye başlar. Aklında önceye ait hiçbir şey kalmadığından emin. Bunu sözlerinde değil, gözlerinde görür aslında. Genel olarak ciddi olmayan yapın, bir anda ciddiyet abidesine dönüşür. Yenmiş tırnaklar uzamaya başlar, çalan şarkılar tam da o zamanı anlatır sadece. İçin için içini yiyen açlık bitmiştir. Çok konuşmaz ama bir cümlesi yeterdir her şeye, söylemese de, “Tüm bu yaşanılanları bir kenara bırakalım. Birer kenar da bize kalsa, iyi bir üçgen olur.”
“Bana söylenenler de anlaşılmayacak bir şey yok, hepsini çok iyi anladım, anlamsız.” der. Artık rahatsındır. Teraziyi dengelemek adına ilk adım atılmıştır: Güven.
…
Evet, karanlığı sevmiyorum. Karanlıkta sevişmeyi de sevmiyorum. Kim bilir, bu sefer sevebilirim. Aydınlanmak? Karanlığını aydınlatma sözünü veremem belki, ama karanlığı seninle paylaşabilirim ve bundan hiç gocunmam. Denerim. Zaten ben hiç hayallerimde ki kadını aramadım ki. Hayallerimi değiştirebilecek kadını aradım.
Kocaman sözler veremem ben artık. Sana “her şey çok güzel olacak” demiyorum, bu doğru olmaz. Kötü şeyler olacak ve ben her seferinde yanında olacağım. Kusursuz bir ilişki arayanlar, kusursuz bir yalnızlık bulurlar çünkü, biliyorum. Kusursuz olmayacak hiçbir şey .
Ve lütfen, ulaşabileceğim yerlerde saklan. Zira, ben biraz yorgunum..
Yorgun…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder